ultrasonografi

ultrasonografi

  • tdk. Doku içlerinin görüntülenmesi amacıyla bir ses kaynağından gönderilen ultrases dalgalarının dokulardan yansımalarının görüntü biçimine dönüştürülerek yorumlanması esasına dayanan görüntüleme yöntemi.

    #14263 (tabipmalik , 02.04.2010 03:22)


     
  • ksc. usg
    usg

    #19434 (cadı , 19.11.2010 17:09 ~ 22:20)


     
  • kahve falına benzer bilen çok şeyler söyler üstüne.

    #19450 (manicmedicalstudent , 20.11.2010 00:09)


     
  • jel tüpünü çaldığımdan başka bir şey diyemicem *

    #19477 (saintdaphne , 20.11.2010 21:00 ~ 21:41)


     
  • sesi basitçe ama çok basitçe, katı-sıvı-gaz çevrelerden geçebilen, salınım yapan basınç olarak tanımlamak mümkün. ses dediğiniz şey, değdiği yüzeylere, mesela kulak zarına, bir basınç uyguluyor. bu basınç yeterince güçlüyse, insan duyabiliyor, ya da sadece titreşim olarak hissediliyor. sesin şiddetini bu basınç salınımlarının saniyede kaç kez olduğu, yani frekansı belirliyor. hertz ise yine çok kabaca, tekrar arz eden herhangi bir fenomende, bir saniyede meydana gelen tekrar-döngü sayısı olarak tanımlanıyor. aslen heinrich hertz tarafından, elektromagnetizma ile ilgili tarif edilmekle beraber, sesin şiddetini de belirten uluslararası birim oluyor. hem sesin tanımı, hem şiddetini ölçen birimin tanımı, fizikçilerin, o muhteşem akıllarıyla, bu sefil dünyayı onlarca kez tanımlama çabalarından biri olarak tarihe kaydediliyor. erişkin bir insan kulağı, 20 ile 20000 hertz(hz) arasındaki sesleri duyabiliyor. şiddeti, 20.000 hz'in üzerinde olan seslere, "ultrasound", ultrason, 20 hz'in altında olan seslere ise "infrasound" deniyor. bizim duyamadığımız, "ultrasound", ultra-sesleri insan eliyle üretmenin keşif onuru ise yine başka bir fizikçiye, pierre curie'ye ait. curie, 1877 yılında piezoelektrisite(piezoelectricty)'yi keşfediyor. piezoelektrisite, fizik tanrıları beni affetsin, yine kabaca, mekanik basınca uğrayan bir maddenin, elektrik üretmesi, hakeza elektrik akımına maruz kalan bir maddenin, mekanik bir basınç üretmesi anlamına geliyor. bazı maddeler elektrik uygulandığında, mekanik bir basınç üreterek titreşiyor. sesin tanım itibariyle mekanik bir basınç olduğunu, nota dediğimiz şeyin ise doğrudan sesin hangi frekansta titreştiğiyle alakalı olduğunu hatırlarsak, bazı maddeler, elektrik uygulandığında, belli bir notada çalıyor. çok daha ilginci, mekanik bir basınç sayesinde, o notada çalmaları sağlanırsa, bu maddeler, elektrik üretiyor.

    titanic 1912 yılında şanlı bir şekilde batınca, insanların aklına "su altında bulunan nesneleri nasıl görebiliriz?" sorusu düşüyor. chilowsky adlı bir zat, bu ultra-sesler kullanılamaz mı acaba? diye bir fikir ortaya atıyor. 1. dünya savaşı'nın patlak vermesi ve alman u-botlarının, bir kabus haline dönmesi sebebiyle, fransız hükümeti bu fikri araştırma işini, curie'lerin öğrencisi olan başka bir fizikçiye, paul langevin'e veriyor. her ne kadar savaş'a yetiştiremese de , langevin, pratikte çalışan ilk "ultrasound-sonar" cihazını geliştirmeyi başarıyor. insanların sağlığına bu kadar etki eden bir icadın, tıpkı sayısız bir çok örneğinde olduğu gibi, varlık sebebinin, yine bir savaş olması ise tarihin acıklı ironilerinden biri oluyor.

    1940'lı yıllarda, freud'la aynı klinikte çalışan ve tıpkı onun gibi hem nörolog hem de psikiyatrist olan karl dussek, freud nazizmden kaçarken, yine bir fizikçi olan kardeşiyle beraber, ultra-ses dalgalarını, beyin tümörlerini saptamak amacıyla kullanmaya başlıyor. 40'lı yılların sonuna doğru george ludwig bu aleti safra taşlarını saptamak için kullanmaya başlayınca, ultrason tam anlamıyla hayatımıza girmiş oluyor.

    görüntülüme amacıyla kullandığınız aletin(prop) içine bir piezoelektrik madde yerleştiriliyor. bu maddeye elektrik atımları verilerek, ultra-ses üretmesi sağlanıyor. oluşan sesler karşılarına çıkan yüzeyler/tabakalar boyunca yayılıyorlar. çarptıkları her tabakada bu seslerin bir kısmı geri dönüyor, her ses gibi, bu dönen sesler de mekanik bir basınç olduklarından, piezoelektrik maddeye çarptıklarında bir elektrik şarjı yaratıyorlar. bu oluşan elektriksel aktivitenin, dijital ortamda yorumlanması sayesinde, ortaya sonografik görüntü çıkıyor. kalitenin görüntüsünü, gönderilen sesin şiddeti, görülmek istenen tabakanın uzaklığı, bu tabakaya ulaşırken başka kaç katman geçildiği doğrudan etkiliyor. ses doğrusal değil, dağılarak yayılıyor ve haliyle yayılarak geri dönüyor. bu tabakalardan geri dönen seslerin bir kısmı piezoelektrik maddeye hiç uğramıyor, geri kalan kısmı ise, "eksik" olduklarından sadece, madem ki sesten bahsediyoruz, "gürültüye" sebep oluyor. sesin şiddetini arttırmak, görüntü kalitesini arttıyor ama, şiddetin artması demek, gönderilen dolayısıyla alınan dalga sayısını doğrudan arttırdığından, proba uzak kalan yapıları görmek bayağı zorlaştırıyor.

    #22835 (fosca , 27.11.2011 20:12)


     
tabibim'in tıbbi sorumluluk reddi
tabibim birçok tıbbi konuda içeriğe sahiptir. Ancak bu içeriklerin doğru olduğu hiçbir şekilde garanti edilmez. Bu içerikler çoğunlukla profesyonel olmayan kişilerce yazılmaktadır (mesela ben). Burası herkes tarafından değiştirilebilir, açık kaynaklı bir sitedir. Bu nedenle tıbbi konuların uygulanması halinde tabibim mesuliyet kabul etmez ve herhangi bir yardımı taahhüt etmez.

Kısacası tabibim kaynaklı bilgiler genel bilgilerdir ve bir tıp profesyonelinin (tıp doktoru, eczacı vb.) önerisi yerine geçmez. tabibim'in isminde tabip var diye siteye doktor muamelesi çekilemez. Ülkemizde tıp hizmetleri ücretsiz olarak verilmektedir, zahmet olacak ama tıbbi sorunlarınızda bir doktora başvurun.